haftasonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haftasonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2018 Pazartesi

Varan 2 - Evde Kutlama

Allahım nasıl bir haftasonuydu. Üzerimden çöp arabası geçmiş gibiyim. Hala yorgun ve halsiz. Cumartesi sabah kahvaltı sonrası hastane yollarına düştük.  Görünmem gereken doktorlar vardı. Gitmişken Ece nin boynunda kaşınan yeri de gösterince mantar olduğunu anladık. Sinüziti de varmış oh ne güzel. Öğlene kadar işlerimizi hallettik.

Sonrasında market alışverişi ve mutfağa giriş. Başlasın hazırlıklar. Haco hala erken geldi de çocukları oyaladı neyse ki.

Parti için zamanlamayı kötü seçmişim, çünkü hemen hemen herkesin bir planı vardı. Amcamız, halamız gelemedi. Gelemeyenler kesin bana daha sonra misafir olarak dönecekti  :) Babamlar geç katıldı. Kayınpeder daha da geç katıldı. Parti geç başlayınca, hiç gelemeyecek olan kardeşim bile katılabildi gece yarısı olmadan. Mumları geç üfledik. Ela yine eğlendi. Çünkü yine en sevdiği elbisesini giymişti. Daha ne olsundu. En sevdiği kuzeni gelememişti ama yapacak bişey yoktu. Diğer kuzeni Alin ile kavgasız geçirebildiler akşamı en azından.  Kayınvalidem sessizdi, kesin bişeyler vardı. Ve ben yorgunluktan ölüyordum. Çok özeniyorum doğumgünlerini ya da başka kutlamaları dışarıdaki mekanlarda kutlayanlara. Eşim ise hiç hoşlanmıyor. Samimi gelmiyormuş, tövbe tövbe.


Pazar günü sabahtan evi topladım. Her yer sim olmuştu Ela nın kostümünden dolayı. Ve ben yorgunluktan ölüyordum. Neden pazar gününe ertelemiyorsunuz sorusunun cevabı buydu aslında. Çünkü kutlama sonrası ev kalkıp oturuyordu ve onu eski haline getirmek için ertesi günün tatil olması gerekiyordu. Öğlen uyumuşum ve ben kanepede uyumayı çok özlemişim. Ama sarhoş gibiyim. Öğleden sonra kızları biraz avm ye götürdük döndüğümüzde ben yorgunluktan ölüyordum.

Haftasonu bitsindi artık. Şimdiye kadar kutladığımız en kötü doğumgünüydü sanırım. Neyse ki kreşte kutlamıştı kuzum da bu beni biraz rahatlatıyordu.

İşte bir doğumgününün daha sonuna geldik. Oysa daha doğmadık bile.
Sağlıkla mutlulukla kutlanacak nice doğumgünlerine :)

20 Kasım 2017 Pazartesi

Bir Liste de Benden gelsin

Herkesler liste yapıyor. Ben ki liste yapmadan şurdan şuraya gitmeyen biri olarak;

* Cumartesi Ece hanımın doğumgünü için kıçımı kaldırmalıyım artık. Gündüz arkadaşlarıyla, akşam aileyle bir kutlama olacağı için herşeyden fazla fazla hazırlamalı.

* Çocukları bırakacak bir yer bulmak istiyorum. Vicdan azabına kapılmadan hem de. Çünkü ben de Ayla filmini izlemek istiyorum. Her ne kadar kocamın eski kız arkadaşının ismi olsa da!

* Temizlik yapmaktan nefret ettiğimi kaç kere söyledim bilmiyorum ama hafta sonuna bırakmadan halletmeli akşamları. Çünkü hazırlıkla temizlik aynı güne bırakılmamalı.

* Pastaneye uğrayıp pasta siparişi vermeli. Sanırım iki küçük pasta yeterli olacak. Bunun için fotoğraf da seçmeli.

* Çiçek bebeğe hediyesi alınmalı.

* Servis ücretini unutmamalı.

* Terziye verdiğim pantolonu da unutma.

* Bir de doğumgünü menüsü için de bir liste yap artık.

Şimdilik benden çıkan liste bu kadar. Çok severim liste yapmayı. Ve teker teker üzerini çizmeyi. Listeyi tamamlamanın verdiği huzur anlatılmaz yaşanır :P

Haftasonu fena değildi. Ozan'ın gecikmiş doğumgününü kutladık cuma akşamı. Ela ha bire benim doğumgünüm yaklaştı mı diye sordu. Bu sene Elsa'lı istiyormuş doğumgününü.

Cumartesi önce bir hastane ziyareti, sonra bir geçmiş olsun ziyareti, sonra da bir anneanne ziyaretinden sonra eve geçtik. Araya pazara uğramayı bile sıkıştırdım. Pazar fiyatları bile almış başını gidiyordu. Ve sonrasında da kızlarla çok sevdiğimiz Balerin ve Afacan Mucit filmini pc den izledik çünkü pc yi tv ye aktarabilmek için bir ara kablo lazımmış. Benim gibi teknoloji özürlü biri bunu nerden bilsin? Ama pc den bile izlemek çok iyi geldi.

Pazar sabah kahvaltı faslı, temizlik faslı ödev faslı derken akşam yemeğini dışarıda yemeye karar verdik. Önce sahilde uçurtma uçurmak istedi kızlar. Ama sadece bir kere yükseldi uçurtma, çünkü rüzgar çok yön değiştiriyordu ve biz bir daha beceremedik uçurtmayı havalandırmayı.  Mutfağa girip yemek hazırla, ye, topla olayına girişmediğim için çok mutlu oldum.  Akşam yine bir film izledik kızlarla. Ama Ela bu sefer ortasında uyuya kaldı.




Saat 22:00 de herkes esniyordu. İstiklal Marşı ve kapanış.

Ve yeni hafta başlar. Benim de tarif arayışlarım başlasın.

Sevgiyle kalın.

3 Temmuz 2017 Pazartesi

Malatya

Annemlerin haftasonu Malatya turu var gider misiniz demesi ile çılgın bir karar sonucunda Pazar günü Malatya'da bulduk kendimizi :) Cumartesi gece çıktığımız günübirlik Malatya turundan bugün sabaha karşı 03:00 de eve döndük ve ben sabah gecikmeli olarak işe geldim. 

Ece ye tabi ki koltuk aldım ama Ela ile kucağımda gitmek kötü bir seçimdi. Ayaklarım zaten 40 numara vatoz balığı gibidir, gezi sonunda balon balığına döndüler.  Ve daha ilk mola yerimizde telefonumun kapanması pek can sıkıcı olsa da, sosyal medya hayatı olmayan beni pek rahatsız etmedi. En azından elim sürekli telefona gitmedi. Bir kaç fotoyu da şirket hattımla çektim. Telefonumun kapandığını duyan biri, "bu benim depresyona girme sebebim olurdu ben bunları (fotoğraflarını gösteriyordu) paylaşmazsam olmaz ki" dedi. Bu da ayrı bir bakış açısı.

Okuduğum bir kitaptan aklıma şu söz geldi: 
"Gördüklerini kalbine işle. Yaşadıklarını başkalarına göstermekten daha önemlidir bu." Paulo Coelho - Aldatmak



Neyse anlatabildiğim kadar turumuzdan bahsedeyim ve anı olarak benim de çektiğim bir kaç fotoğrafı buraya ekleyeyim. 


Güzergahımızda ilk mola yeri Darende - Tohma Kanyonu- Somuncu Baba Türbesi. Dağlar arasında yer alan cennetten bir köşe. Hava muhteşemdi sabah vardığımızda. Çocuklar üşüyecek diye tedirgin bile oldum. Burada kahvaltı ve gezmek için iki saat mola verdik. Nasıl temiz, nasıl huzurlu, nasıl nezih bir yer. Suyun olduğu yerler bana hep daha iyi hissettirmiştir kendimi. Kahvaltı ve hediye çarşısında zamanı kullanamayınca türbeyi gezemeden otobüse binmek zorunda kaldık. Böylelikle dersimizi aldık. Turun en kötü yanlarından biri başına buyruk yolculardır. Rehberi hiç takmayan, kafasına göre takılan, otobüste bekleyenleri ise takmayanlardır. Hem bencil hem saygısızdırlar bu türler. 

Daha sonra Günpınar Şelalesine geldik. Burası da mesire yeri ama ben burayı beğenmedim. Şelaleye giden yol çok saçma. Bir insan sığacak kadar ince iki yol, aradan akan bir metreye yakın genişlikteki su, ama hem gidenleri hem dönenleri düşününce ne kadar saçma bir eziyete dönüşüyor o şelaleyi görmek anlatamam. Sadece bir tesis var. Yer bulmak büyük sorun. Tuvaletler ise tesisin tam diğer ucunda ve baya uzak bir mesafede. Havada uçuşan polenler ise beni tedirgin etmedi desem yalan. Ece'nin alerjisi azacak diye ödüm koptu. 

Bir sonraki nokta Arslantepe Höyüğü Açık Hava Müzesi. Burası güneş en tepedeyken gidilecek bir yer değildi. Ama çocuklara geçmişten bir şeyler, tarihten kalanları göstermek için hızlıca gördüğümüz bir yerdi. Ece sıcaktan çok rahatsız oldu. Ki ben Sarı Şeker Ela için korkmuştum. Allahtan yanımıza güneş kremimizi almıştık. Ve Malatya'nın en sevdiğim yönü akan tüm suların buz gibi olması. Su orda bize hayat verdi. Bizim memlekette akan soğuk su bulmak imkansız gibi birşeydir. 

Daha sonra Hasan Basri Türbesine gidildi. Ben Türbe'ye geçmedim ama harika bir çevresi olan bu Türbe'ye bayıldım. Gerçekten ağaç insana, doğaya, hayvana bu denli lazımken ekileceği yere neden kesilir ki? 

Bir sonraki durak Şire Pazarı. Malatya'da yer gök, sağ sol her yer kayısı. İşte bu pazarda kayısı ve türevlerinin satıldığı bir yer. Malatya kayısısı , kayısı sevmeyen bana bile sevdirdi kendini. Yeşil olmasına rağmen baymayan bir şeker oranı ve elma gibi kütür kütür yapısıyla. Kuru kayısı almadan gitmek de olmazdı. Hediyelik alacaklarımızı aldıktan ve sadece fiyat sormak için yanaştığımız dükkanlarda ikram edilen o kadar kayısıhüplettikten sonra otobüsteki yerimizi aldık.

Atatürk Evi ve Müzesi ise kapalı olduğu halde ısrarımıza dayanamayan görevlinin bize gösterdiği incelik sayesinde ziyaret ettiğimiz diğer bir yerdi.  Genelde fotoğraflardan oluşuyordu. Benim fotoğraf çekememem kötüydü.

Gezilecek daha bir sürü yer varmış aslında ama biz bir güne ancak bu kadarını sığdırabildik. Yorucuydu. Ela uyurken arıza çıkardı. Evindeki rahatlığı aradı kuzum. Benim ayaklarım uyuştu. Kucağında çocuk varken uzatamamak kötüydü. Ama tüm bunlara rağmen kızlarımla böyle anılar biriktirmek güzeldi. 

İyi haftalar.

6 Haziran 2017 Salı

Size tembel olduğumu söylemiş miydim?

Bloğumu değiştirmek istiyorum. Evet ama yapamıyorum. Kesin sorun bendedir. Şimdi benim amacım blog adresini değiştirmek. Bloğu illa taşımam gerekiyor mu?
Bloğu taşırsam izleyiciler , takip ettiklerim ve bloğumun sağında yer alan herşey sıfırlanacak mı? Yani yeniden düzenlemem gerekecek mi? Bu benim gibi tembel biri için çok meşakkatli bir iş. 
Şu içe dışa aktar olayını beceremedim gitti. En sonunda eskisi gibi kalacak gibi görünüyor. Neyse.

Haftasonu gelsin istemiyorum artık. Gerçekten sürekli evde bir yerleri düzeltmeye çalışmaktan , kafamdakileri gerçekleştirmek istemek ve yapamamaktan bıktım. Konmari yöntemi diye bir şey duydum. Dün ilk defa Ece nin çekmecelerinde denedim ve gerçekten çekmecelerde baya yerin açıldığını gördüm. Sıra Ela ile eşimin çekmecelerinde. Yani üst üste dizmektense böyle sıralamak çok mantıklı geldi. Hem alttan bir şeyi almak isterken üsttekiler de bozulmuyor.

Evde sadece akşamları vakit geçirmek çok can sıkıcı. Zaman yetmiyor kardeşim. Uykuculuk var serde. Tavuk gibi saat 10 da yattığım zaman kendime uyuz oluyorum.  Digi yi de dondurduk. Şu anda evde tv yayını da yok. Ohh

Dolapları düzeltirken bir sürü şeyi ayıkladım. Kafamda bir sürü geri dönüşüm projeleri. Penyelerden ip yapmak istiyorum ama o kadar penyeyi kesip ip yapmak ve örmek işi kaç sene sürer kestiremiyorum. ( Malum yılan hikayesine dönen bir battaniye olayım var benim) Bir de penye ipler nasıl birleştiriliyor. Kilim gibi bir şey örmek istersem ipler nasıl birbirine ekleniyor?

Annemler bir köpek aldılar. Çok güzel bir golden. adını Şila koymuşlar. Ela ve Ece korkuyor. Hatta Ece daha çok. 

Okulun kapanmasına 3 gün kaldı ve sınıf mevcudu baya azaldığı için Ece okula gitmiyor. Dolayısıyla yaz sezonu açılmış bulunmakta. Artık hergün dede gelip yazlığa götürecek. Ve bakalım bu yaz sürecinde Şila'ya kim alışacak kim depara kalkacak?

Haftasonu eve gelince dolapta bir sürü salatalık olduğunu gören eşim turşu yap dedi. Bizim Ela günün her saati, her şeyin yanına turşu yiyebilir. İg de sütlaç ile turşu yediği bir video bile var. Salatalık ve küçük elma turşusu yaptım. Bununla birlikte ilk defa kabak turşusu da kurdum. Bakalım nasıl olacaklar. Bir de çilek mevsimi bitmeden reçel kaynatmak istiyorum.

Ela'nın doğumgünü yaklaşıyor ve ben hala kılımı bile kıpırdatmıyorum. Klasik cumartesi kutlaması olacak yine, haftanın hangi gününe denk gelirse gelsin. İftar sonrası olacağı için midir nedir, çok fazla bişey yapasım yok. Pastasını Hello Kitty li istiyormuş sıpam. 

Buyrun size ondan bundan şundan karmakarışık bir yazı. Postuma burda son verirkene Ela'dan bir anekdotla noktayı koyuyorum.

Geçen hafta bir park gezmesi esnasında Ela benim ofisin ordan geçerken bana el sallamak istemiş. Yengesi mesaj attı " cama çık Ela el sallayacak" neyse çıktım, sallaştık. Akşam eve gittiğimde;
- Anne niye izin vermedin ama ben senin fisine gelecektim.
- Nereye gelecektin kızım?
- Fisine :)

Sevgiyle kalın.



20 Mart 2017 Pazartesi

Yine bir hafta sonu yazısı

Yazacak başka konu bulamıyorum artık. Başlığı okuyan bunlar haftasonları napıyor ki kadıncağız yazmalara, paylaşmalara doyamıyor acaba diye düşünüyordur :P

Bizim rutin hafta sonu muhabbetimiz. Çizgiden çıkarsak başımıza taş yağar mazallah :) Cumartesi klasik ev temizliği, pazar da aile büyüklerini gezmece. Hepsi bu kadar işte. Çok şükür ki gidip gördüğümüz büyüklerimiz var, yolumuzu gözleyenler var.

Pazar günü hava güzeldi anneanneye davetliydik. Çok oldu gitmiyorduk. Arabadan iner inmez daldık bezelye tarlasına. Ela'ya göre yeşil leblebi. Taptaze, şeker gibi bezelyeler. Yemeğini sittin sene yemesem aramam ama bu taze bezelyeyi bir oturuşta bir kg yiyebilecek bir potansiyele sahibimdir. Havada hafif esinti olsa bile güneş çok güzeldi. Deniz harika görünüyordu. Ece uğur böceklerinin peşine düştü. Gece Ela yüzünden uyuyamayan babamız serin havada mis gibi bir uyku çekti. Ela da salıncağa teslim olup uykuya daldı.

Biz dördümüz oturduk pişti oynadık. Ve tabi ki ben ve annem , Ece ile dedesini yendik :) Ela uyanınca gayet keyfi yerindeydi. Bir ara onu sallarken, durduk yere bana, "İyi ki varsın anne" dedi. Allahım nasıl mutlu oldum. " Sen de iyi ki varsın meleğim " dedim. Sonra saydı " Anneannem iyi ki var, dedem iyi ki var, Ece iyi ki var, babam iyi ki var, ben iyi ki varım.." O kadar içten söyledi ki kocaman bir İYİ Kİ dedim.

Sonra yemek vakti, çay vakti derken, yolda yüksek ses ile HANGİMİZ SEVMEDİK şarkısı eşliğinde evimize döndük. Kabul ediyorum arabesk ruhlu bir aileyiz.


Kanal D nin bu tanıtım videosunu da çok sevmiştim, şarkı ile aynı isimli diziyi de çok seviyoruz.

Sevgiler, iyi haftalar.

6 Mart 2017 Pazartesi

Haftasonundan

Yoğun bir haftasonuydu ama yorulmadık. Hepimiz mutlu bir şekilde haftaya başladık.

Cuma günü iş çıkışı evde belediye usulü temizlik yaptım :) Bir kaç parça yedek kıyafet falan hazırladım. Ece'nin hala haftasonu programından haberi yoktu. Pazar günü Antakya'da Bilsem sınavı olduğu için bir gün önceden teyzemlere gideceğimizi sanıyordu sadece. Kısmen doğruydu.

Sabah erken kalktık, dedesinin bizi almaya geleceğini zanneden Ece otobüsü görünce şaşırdı ve daha sonra günü birlik bir tura katıldığımızı anladı. Gayet keyiflendi. Neticede işin içinde gezmek vardı, anneanne vardı. Ohh keyfine değsindi. Ece turlara alışıktı ama Ela ile ilk defa böyle bir etkinliğe katılıyordum. Annemin yanımda olması bana güven ve güç veriyordu.
Yemyeşil buğday tarlaları. Amik Ovası

Kahvaltı niyetine

Şarkıları, zılgıtları duyan Ela coştu. Otobüsün yaş ortalaması 50 ve üstü olmasına rağmen hepsi benden enerjikti :) Birkaç türbe ziyaretinden sonra öğle yemeği için rezervasyon yapılan Zirve Restauranta soluğu aldık.

Manzara muhteşem. Tüm Defne ayaklarınızın altında. Mezeler nefis. Erken organize edilen klasik bir kadınlar günü kutlaması da varmış programın içinde. Ver müziği :) Hatta Lübnanlı bir sanatçı bile varmış. Allahım kadınlar dünden hazır döktürmeye. Biz kızlarla biraz bahçede takıldık.

Resim yazısı ekle

Nefisss


Erik ağacı

Çakılların arasından çıkan papatyaları topluyorlar.

Restoranın terasından şehir manzarasını çekmeye çalışan ben.

Kokuyor mu diye kontrol edenler :)



Derkeen; ani bir hava değişimi ile gök yarıldı resmen. O nasıl bir yağmur? Mahsur kaldık restaurantta. Yola çıktığımızda bir çok arabanın yolda kaldığını gördük. Yağmur suları kaldırımı aşmıştı. Neyse sağ salim teyzemlere vardık. Yorgun olunca erkenden uyuduk.

Pazar günü güzel bir kahvaltı, kuzenlerle hasret gidermece derken sınav saati yaklaştı. Geçen seneden deneyimimiz vardı. Ama beklentimiz yoktu. Maksat tecrübe kazanmak. Zaten yarım saat sürmüştü. Zor olduğunu söyledi Ece, takılmadık.

Artık eve dönme zamanı gelmişti. Babamızı özlemiştik.  Güzel bir banyo ve uyku zamanı.

Bahar her yerde kendini hissettirmeye başladı.
Güzel bir hafta dileğiyle.
Sevgiler.

27 Şubat 2017 Pazartesi

Haftasonundan

Neredeyse 20 gün olmuş yazmayalı. Hem ne yazacağımı bilemedim, hem de elimdeki kitabı bitirmek için bloglara girmedim. Çünkü bir girdim mi çıkamıyorum. Resmen kendimi kaybediyorum bloglar arasında.

Bir kitap ki, yılan hikayesine döndü.





Kitabı yarım bırakmamak için resmen cebelleştim kendimle. İki defa başa sardım. Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı. Başka bir kitabını okur muyum bilemiyorum. Farklı bir son bekliyordum. Kitabı elimden bıraktığımda, tekrar elime almam için hiç bir sebep sunmuyordu kitap bana.
Doğu - batı sentezi demiş bana göre alakası yok. Tarihle ilgisi yok. ' Ben neden benim?' sorusuna yanıt aranan sayfalar gerçekten güzel kurgulanmıştı. Çoğu zaman kişileri karıştırdım. 
Değişik bir kitap. Tavsiye eder miyim? Hayır.


Aynaya bakarken nasıl görünüşünü seyrediyorsa insan, kendi düşüncesinin içine bakarak da özünü seyredebilirdi. (Sayfa 57 - YKY)
Sonraları, yaşamak için hikayeler uydurduğum yıllarda, hikayeler uydurmak için yaşamayı düşleyen bu adamı hatırladım. (Sayfa 17 - YKY)
 150 sayfalık kitabı bitirmem 1,5 ay sürdü. Rezalet bir durum anlayacağınız.

Bu aralar akşamları örgü örmeye çalışıyorum. 2013 yılında başlamış olduğum bu battaniyeyi tekrar elime aldım. Ozan için örmeye başlamıştım, şimdi kardeşi dünyaya gelecek inşallah ona yetiştirebilirim.  :) Tembelim biliyorum. Kenarını örüyordum 4. sırada beğenmediğimi farkettim ve tekrar söküp başladım. 

Cumartesi günü ise beni bir süpriz bekliyordu. Normalde bugün olan doğumgünümü bizimkiler organize olmuş cumartesi kutlamaya karar vermiş. Herkes bişeyler hazırlamış gelmiş. İmece usülü bir doğumgünü partisi harika oldu açıkçası. İkramlar on numaraydı. Eşimin benim için sipariş verdiği pasta da onu bir süpriz bekliyordu. Pastacı, arkadaşımız olunca içine kendi duygularını katmış.  :) Üzerindeki mesaj hiç eşime göre bir şey değildi. Hepimiz gülmekten yerlere yattık. Artık 38 olduğuma göre profilimi de düzelteyim bir ara :)



Misafirlerimiz gittikten sonra asıl süpriz geceymiş. Hemen aklınıza muzur şeyler geldi di mi :) Maalesef Ela rahatsızlandı. Gece istifra etti. Üşüttü galiba. Aksırmalar, tıksırmalar. Bütün gece babayı yatırmadı.

Pazar uyandığımda ben de kendimi iyi hissetmiyordum ama kendimizi dışarı atmazsak ev hali çekilecek durum değildi. Kahvaltımızı dışarda yaptık. Ela bir şey yemese de açık hava, güneş iyi geldi. Sonra sahile çıktık. Uçurtmamızı uçurduk. Ama Ela halsizdi biz de daha fazla yormadan eve geçtik. Güzel bir duş ile uykuya daldı kuzum.

Bugün de burun akıntısı hafif ateş devam ediyor. Kaderin cilvesi ben ofiste, o evde. :(

Çiçeklerim gibi güzel geçsin gününüz.
Herkese sağlıklı, mutlu haftalar.






25 Temmuz 2016 Pazartesi

Haftasonu

Hafta içi elim hiç bir işe uzanmadı. Kızlar zaten annemde kalıyor. Akşam almaya gittiğimizde çayımızı da içip geliyoruz. Eve gelir gelmez de kızlar uyuyor. Ev pek dağılmıyor ama şu lanet toz her yerde. Nedense temizlik yaparken toz almak hiç aklıma gelmez. Ya eşim alır ya da Ece :)

Cumartesi kahvaltı sonrası temizliğe girişiyoruz. Öğleni buluyor. Sonra yemek faslı. Çamaşır faslı. Bulaşık makinesi faslı. Nedense akşama misafirim varsa o makineyi boşaltma gereği duyuyorum. Elime ne geçerse içine depip çalıştırıyorum.

Akşama misafir gelecek kek, börek yapmalar. Markete giderken aradan parkı çıkarmalar. Ufak bir alışveriş. Allah fakirin yardımcısı olsun.

Akşama ailece güzel bir buluşma. Zeki amcamız bugün gitti. Sıcaklarda pek bir asabi oluyor kendisi.

Bütün gün evde klimayla oturuyoruz. Klimayla yatıyoruz.

Pazar günü sabahtan denize gidiyoruz. Saat 09:30 da yüzme faslını bitiriyoruz. Denize giderken herşeyi annemlerde bıraktığımız için fotoğraf çekemiyoruz. o yüzden Eloşun hala denizde fotosu yok. Bayılıyor denize.

Annem harika bir kahvaltı hazırlıyor bize. Yumuluyoruz. Bu gidişle baskülde üç haneli rakamları görmem yakındır.

Ela hala tuvaletini söylemeye başlamadı. Sıpa herşeyi söylüyor, herşeye aklı eriyor ama gelgelelim tuvaletini söylemeyi reddediyor.

Öğleden sonraya kadar annemlerde takılıyoruz. Yemek dahil. Ben pek bi alıştım tembelliğe. Kızlar da bu sayede doyuyor toprağa, yeşile ve Rocky'e. Ece çok korkuyor ama Ela nerdeyse elini ağzına sokacak.

Sonra babaannelere yol alıyoruz. Zeki amcamızın son gecesi. Herkes toplanacak, sarılıp kucaklaşacak.
Bir sonraki sene için tatil planları yapılacak ama hep lafta kalacak :)

Akşam eve gelip duş almalar ve uyumalar. Ela uyurken Emene Resulu duasını dinleyerek yatmayı çok seviyor. Hatta arada eşlik ediyor. Bu gidişle ezberleyecek.

Ece ile sürekli didişiyoruz. Bu benim hiç hoşuma gitmiyor ama kendime hakim olamıyorum. Çok hazırcevap bir sıpa kendisi. Kitabı zorla okuyor. Oyun oynamıyor. Kilosu beni tedirgin ediyor. Bu sene herhangi bir etkinliğe de gönderemedik kendisini. Sıkılıyor. Örgü örmek istiyor ama öğretecek kadar sabrı bulamıyorum kendimde. 

Eşimin iş durumları hala aynı. Nolacak bilemiyoruz. Belirsizlik ve beklemek bizi çok yıprattı. Sabrediyoruz. En kötü sonuca bile razıyız, yeter ki sonuçlansın. Kaç yıllık emeği var içerde. İnsan kolay bir çizgi çekemiyor üzerine. Allah büyük. 

Yeter bu kadarlık iç döküş. Güzel kızlarımın bir pozuyla son vereyim yazıma. Aradaki farkı görüyorsunuz değil mi? Ne yazacağımı bilemez durumdaydım. Meğer ne kadar doluymuşum.

Huzurlu, mutlu haftalar hepimizin olsun.
Sevgiyle.



30 Mayıs 2016 Pazartesi

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Sabah 08:30 mesai başlıyor benim gözümü açtığımda saat kaçtı? 08:03.
Allahtan işyeri eve yakın. Yatakları falan toplayamadan nasıl hazırlandım nasıl çıktım evden bilemedim. Öyle ki yorgunluk var üzerimde. Bir de havalardan mıdır nedir? Uyanamıyor insan, hala serin havalar, uyumak da bir o kadar tatlı.

Ece bu hafta hiç gitmedi okula. İki gün düşmeyen ateşten sonra perşembe günü hastanede aldık soluğu. Mis gibi bademcik iltihabımız vardı. Doktoru çok sevdi Ece. Antibiyotiksiz çıkılmıyor artık doktorlardan. Geniz etimiz için de takip edecez. Bu yaz bol bol yüzecez. Olmadı ufak bir operasyonla aldıracaz.

Hasta halimizle
Önce çarşamba akşamı kendi aramızda ufak bir bekarlığa veda partisi yaptık. Amaç Nuno halamıza biraz raks öğretmekti. :)

Cuma akşamından başladık hazırlıklara. İşyerinden çıkar çıkmaz kuaförde aldık soluğu. Saçlarım koyu olduğu için boya izini sevmiyorum. Cumartesi kınamız var. Ertesi gün için randevumuzu alıp çok geç olmadan çıktık kuaförden. Kuaförümüz de Ece nin sınıf arkadaşının annesi. Çok şeker bir arkadaş.

Cumartesi biraz çarşı işi, bıcı bıcı, öğle uykusu, yemek derken bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Kuaföre zor attık kendimizi. Allahtan çok uzun sürmedi işimiz. Ama iki çocukla hazırlanmak gerçekten zor.


Saat 20:00 gibi kınanın yapılacağı mekandaydık. Aile arası bir merasim olacaktı zaten. Gelinle damat girip dans ettiler ve sonrasında süprizzz. Avusturya'dan Nesrin halamız kardeşine süpriz yapıp geldi. Biz biliyorduk ama belli etmemek için uğraştık tüm hafta. Buluşma gözyaşı seline sebep oldu. Eminim diğer iki abimiz de bu güzel anlarda bizimle birlikte olmak isterlerdi.



Yorucu ama çok güzeldi herşey. Olan ufak çocuklara oluyor. Kucaklarda uyuyakalıyorlar.











Pazar günü de önce Nesrin halayı görmeye gittik. Bizim için getirdiği hediyelere bayıldık.











Akşama doğru hava yağacak gibi ama biz biraz sahil turu yaptık. Rüzgar vardı. Ela taşlarla oynadı hatta tüm kafası kum doldu. Fotoda taşları havada yakalamışım. O kum çakıllar kafasına düştü :) Ece ip atladı. Mısır mevsimini açıp, haşlanmış mısır yediler. 

Ela müziği çok seviyor. Sokak müzisyenlerini görünce durup eşlik etmeye başladı. Ve müzik bitmeden de yürümedi.Eve döndük direkt bıcı bıcı. İkisi çok eğleniyorlar banyoda. Ama ben çok yoruluyorum o ayrı. Ağızları hiç boş durmuyor. Dolayısıyla çamaşır makinesi de :) Uyuyunca kendime vakit ayırabiliyorum. Bitip gitmiş oluyor gün, hatta hafta.

Çarşamba düğünümüz var. Darısı isteyen herkesin başına.
İyi haftalar.






9 Mayıs 2016 Pazartesi

Haftasonundan

Bu haftasonu elimi neye attımsa olmadı. Cuma günü bir filmi izlemeye başladım, bağlantı o kadar fiberdi ki, bu sabah anca bitirebildim.

Cumartesi misafirim gelecekti. Kızımın arkadaşları ve anneleri. Onlara bu sitede gördüğüm pastadan yapmak istedim. Krema muhteşem oldu. Kekin kakaolu kısmını cıvık yapmışım, istediğim gibi şekillendiremedim.  Fırından çıktıktan sonra keki ters sarmışım. Bir de hamuruna unu çok koymuşum sanırım kek biraz sert oldu. Yine de yiyenler pek beğendiler. Ben kremasına labne yerine bir paket toz kremşanti , muz yerine de çilek koydum. Tabiki de fotoğrafını çekmedim. Ama yılmadım kesinlikle tekrar yapacağım. Gerçekten kolay bir pasta. Sadece gramajlı tarifleri sevemiyorum bir türlü.

Daha sonra şu sitede gördüğüm şekline vurulduğum havuçlu kurabiyelerden yapayım dedim fiyasko. Yine beceremedim. Bu aralar elimin ayarı yok sanırım. Yine fotoğraf çekmedim. 

Neyse ki menüde kısır vardı da, beni kurtardı.

Pazar günü yine uyandırıldım. Ama bu sefer sabırsız kızım anneler günümü kutlamak için uyandırdı :). Büyük kızım ne kadar sevgi kelebeğiyse, ufaklığı da bir o kadar soğuk nevale. Kalktığımda eşim kahvaltıyı hazırlamıştı. Uzun zamandır yapmıyordu. Hoşuma gitti. Ece anneler gününde poğaça yapacağımı hatırlattı. Kalktım yoğurdum, babaannemiz çok beğenmişti poğaçamızı. Biz de anneler günü poğaçası yaptık, hediyelerimizin yanında götürdük. 

Önce babaannelere sonra anneannelere ziyaretlerimizi gerçekleştirdik. Güzel geçti. Eve gelirken yolda sızdık. Ve üzeri dutlu olan tişörtle yattık. Çünkü yorgunluktan gözünü açamıyordu sarı fırtına. 

Cuma başlayıp , bugün sabah bitirdiğim film çok güzeldi. Duygusal , aşk dolu bir film. Ama en çok evlere bayıldım. Köpekleri vardı. Öyle bir yerde yaşamak, yaşlanmak isterdim. Tavsiye eder miyim? Kesinlikle evet. Bir de kitap okumaya başlaam iyi olacak da, o moda giremiyorum hala.

Herkeşe iyi haftalar.

11 Nisan 2016 Pazartesi

Klasik haftasonu

Ece hn yine cuma akşamından gitti anneannesine. Çocuk olmak vardı hem de anneannenin dedenin yanında :) Elim hiç bir işe varmıyor. Tembellik yapasım, uyuyasım, uyuyasım, uyuyasım var. Montları kabanları yıkadım kaldırdım ama. Bunu başarabildim.

Cuma akşamı neredeyse Ela yı uyuturken sızıp kalmışım. Sonra bir heves kalkıp eski ahşap boyama malzemelerimi çıkardım. Sağolsun Dikiş Sevda'sı beni acayip gaza getirdi. Eski bir tepsimi yenileyeceğim. Ayrıntılar sonra.

C.tesi güzel bir kahvaltıdan sonra evi darmadağın bırakıp attık kendimizi kuaföre Eloşla. Beni yormadı sağolsun. Çıkan ak saçları kamufle ettik.
Sonra gidecek yer bulamadığımızdan annemlerde aldık soluğu. Akşam çayımızı bahçede içtik.Dutlara saldırdık. Hava bozacak gibiydi. Mesaj gecikmedi pazar günkü sınıf kahvaltımız iptal edilmişti.







Pazar sabah kahvaltı yap, evde bir kaç dağınıklığı toplamaya çalış, çocuğu giydir derken, sabah kahvemizi babaannelerde içtik. Sonra onların planı vardı alıkoymayalım dedik ve yine anneannelere gittik. Çocukları kumsala indirdik. Yemek yedik, mis gibi anne limonatası içtik. Karnımızı doyurduk en beleşinden, eve geldik :)
Çamaşır topla , sıpaları yıka, çamaşır yıka, yıkan, toparlan derken dizi saatim geldi çattı. Sakin kafayla diziyi izleyim dedim ama dizi beni allak bullak etti.

Kafamın içinde sürekli bahar temizliğinde yapılacak işler dolanıyor. Ama erteledikçe erteliyorum. Yapılacaklardan bir kaçı:
-Yastıklar sökülüp dökülecek
-Yazlık kışlıklar değişecek.
-Mutfak dolabı komple indirilip düzenlenecek ( ıyyy)
-Çocuk odasındaki ranza sökülüp iki ayrı yatak yapılacak.
-Çocuk odasındaki kitaplık salona taşınacak.
-Çocuk odasına duvar rafları alınıp monte edilecek
-Kapı arkalarına askılık alınacak.
-Salondaki sehpayı boyamak istiyorum.
-Salona taşıyacağım kitaplığı da boyamak istiyorum
-Çamaşır makinesin bulunduğu ardiye gibi küçücük yeri düzeltmem lazım.

Offff yani. Ve hepsi sadece beni bekliyor. Gerisi temizlik. Ama evde iki zıpır ve temizlik yapılmasından hoşlanmayan bir koca var. Kim beni gaza getirecek? Bu arada işyerimin hemen yanında sosyal market var. Sabah uğradım herşeyi kabul ettiklerini öğrendim. Bu bahar temizliğinde baya bir şeyi gözden çıkardım. İnşallah birilerinin işine yarar.

Ha bu arada falcı güzel şeyler söyledi. Laf aramızda yılbaşından beri eşimin işi kötü bir dönemden geçiyor. Az kaldı atlatacaklar inşallah.

Hepinize musmutlu, rızkınızın daim olduğu günler.
Çatalla patlamış mısır yiyen sarı fırtına :)

Siz ne güzel şeysiniz öyle.


5 Nisan 2016 Salı

Haftasonundan.

Nedir bu internetin benimle alıp veremediği? İstisnasız her işyerimde yaşadım bu sıkıntıyı. Bu aralar da herkeste varken bende yine yok bağlantı.

Haftasonu buralar sıcaktı. Misafirimiz vardı. Kendisi eşimin çocukluk arkadaşı aynı zamanda 2008 de dünyanın en genç bilim adamı . Ela sanki hergün görüyormuş gibi hiç yabancılık çekmedi hemen koştu ve kucağına oturup "Cumacala" Yani Cumali amcasının ona patlamış mısır yedirmesine izin verdi. Cumali hocanın da üç kızı var. O kadar alışık ki kucağında çocuğa. Hani uzun zamandır görüşmüyorlar konuşacak bişeyleri vardır diye rahat bırakmak istedim ama Ela hiç izin vermedi.Gecenin sonunda bir ricada bulunduk, o da bizi kırmadı sağolsun .Cumali amcamıza Elif Ece ile Ela'nın göbek bağlarını verdik. Şu anda çalıştığı ODTÜ ye gömmesi için :) Yoksa kızlarım evde kalacaktı :) Şaka bir yana batıl inanç ama olsun. Zaten babalarının kızlarını vermeye niyeti yok :) Böylelikle göbek bağı sorununu da çözmüş olduk.







Sonra Arsuz'a gittik hava çok sıcaktı. Ela'dan da gördüğünüz üzere. Biz piştik. Bir de siyah giyindik hangi akla hizmetse. Güneş kremi sürmeye başlamalı artık.














Bu da sabah yürüyüşü
Pazar günü sabahtan anneannelere gittik. Çocuklar seviyorlar bahçeyi. Ece hanım bu haftasonu anneannede kaldı zaten.
Bu akşam yürüyüşü

Bahçeden bezelye koparıp yedik, dutlar olmaya başlamış yedik.
Bahçede diledikleri gibi oynuyorlar, koşturuyorlar, kirleniyorlar. İyi ki beni doğurmuş da annem olmuş dediğim meleğimin doğumgününü kutladık. Hava kararmıştı eve döndüğümüzde. Direkt banyoya daldık bıcı bıcı yapıp , doğruca yattık.

Bu arada yeni bir dizi başlamış. İnternetten izlemeye çalışıyorum ama dediğim gibi bana garezi var bu internetin. 46 Yok Olan. Baya ilginç bir dizi. Tavsiye ederim. Bu sene sadece Poyraz izliyorum. Kördüğüm e bakıyordum. Baya ağlattı ama sıktı. Kış Güneşi de sarmadı. Ama bu 46 baya baya yabancı dizi havasında bir dizi. Pazar günü geç bir saatte oynuyor tam bana göre. Oynamış olan bölümleri izledikten sonra tv den takip edeceğim.

Bir de telefonda Kelimelik oynuyorum. Kitap okuyamıyorum. Film izleyemiyorum. Bahar geldi ve ben bir yerlerimi kaldırıp temizliğe başlayamıyorum. Niye bu kadar tembelim bilmiyorum.

Güzel bir hafta olsun. Tabi ben yazana kadar neredeyse haftayı yarıladık :)

Sevgiyle kalın.

1 Aralık 2014 Pazartesi

Haftasonu

Hava güzeldi. Bizim ofisçenek cumartesi çalışma sendromumuz var. Ece ile Ela, Hülya abla ile sahile çıktılar. Dönüşte bana uğradılar. Ece benimle kaldı.














Çıkışta; yukarıda görünen, belimize kadar uzanan saçlarımızı ani bir kararla kestirdik.
Çok zor ikna ettim kuaföre gitmek için. Nerdeyse zırtıllayacaktı. Saçlarını çok seviyor. Ben de , babası da. Ama kışın harbiden çok zor. Yıkaması, taraması, kurutması.
Ama fönden sonra kendi de beğendi. İtiraf etmedi önce, ama olumlu yorumlar duyunca çok sevdi saçlarının yeni halini.







Ve sonuç.






Ek gıdaya başladık yavaştan. Meyve ile aramız daha iyi.

İşte menümüz. Muz-Hurma-Tatlı patates

Akşama misafir vardı. Allahtan buzlukta stok var. Portakallı kurabiye yapayım dedim, mevsime uygun. Kurabiyeden öte bisküvi gibi oldu , pişirme süresini geçirince. Tadı yine güzeldi ama pek beğenilmedi ev eşrafı tarafından. O yüzden eklemiyorum. İşyerinde hallederim ben onları. Malum insan işyerinde ne bulsa yiyor sıkıntıdan.

Sevdiğimiz dostlarımız geldiler. Muhabbet güzeldi. Gelen iki aile dostumuzun da çocukları kızdı. O yüzden şanslıydılar.
Bir ara şöyle bir diyalog geçti.
Ben: Ne güzel tesadüf hepsi kız, aralarında erkek olsaydı çok sıkılırdı.
Eşim: Biz de sıkılıyoz da, sesimizi çıkarmıyoz :D

Pazar günü aile ziyaretleri. Eşimi işyerinden çağırdılar, koşarak gitti uyuz. Annemler İzmir'e gidecekti, onları yolcu etmeye uğradım. Bir ara kucağımda iki melek vardı.Sağ kolumda Ela, sol kolumda Alin Nur.
Eve döndüğümüzde dışardan yemek söyledik kendimize. Nuno halamız da katıldı bizlere. Sonrasında mis gibi sıcacık banyo ve uyku.

Ayın ilk günü ve yılın son ayına açtık gözlerimizi.

Bir yılı daha yedik ömrümüzden. İyi haftalar herkese.






Lepiska saçlı kızım :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...