Bu durum hemen hemen üç haftadan fazla bir süredir var. "Anne çişim geldi" tuvalete koş, bekle bekle - oturur oturmaz da yapamıyor ki, konsantre oluyoruz, çişimizi yapacağımızı rahatlayacağımızı düşünüyoruz - sonra bir - iki damla yapsın , kalksın, altını temizle, üzerini düzelt, yaptığın işe geri dön.
On dk geçmesin tekrar. Yaptığın işe geri dönüp, bitiremeden tekrar. El yıkamaktan eller haşat, havlu sırılsıklam. Tekrar , tekrar. Değiştirdiğimiz çamaşırın haddi hesabı yok.
Ece hanımın doktorlarla yıldızı hiç barışmadı. Allahtan Nuno halamız laborant. Geçen hafta idrar tahlilimizi yaptı; sonuç temiz. Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Çok şükür.
Ama bu sabah öğretmeni de sordu bu durumu. Çünkü kreşte de sürekli altına kaçırdığını ve çamaşırını değiştirmesini söylüyormuş öğretmenine. Hatta bağırıyormuş, arkadaşlarının yanında. Hoppalaaaa!
Ya sabır. Cumartesi akşamı benim hatırladığım 5 kere falan değiştirdi çamaşırını. bir damla bile değiştirmesi için yeterliydi. Ürolog yolları göründü. Şimdi bir de bildiği halde sürekli erkeklerin neden ayakta çiş yaptığını sorup duruyor, pis pis sırıtarak. Ben nette -sürekli tuvalet ihtiyacı- diye araştırırken, yanıma gelip "erkekler neden ayakta çiş yapar? onu da araştırır mısın anne?" diyor. Dün banyoda ayakta çiş yapma girişiminde bulundu. Kardeşi olursa erkek kardeş istiyormuş. Hatta çişini kendi yaptıracakmış, altını kendi değiştirecekmiş. Pipisi olduğu için bu çok kolay olacakmış.
Kreş müdiremizi arayıp psikoloğun gözlemlemesini ve sınıf öğretmeniyle istişarede bulunmasını rica ettim. Tabi öncelikle benim dr a götürüp herhangi bir sağlık problemi olup olmadığını öğrenmem gerek. Bu davranışlar psikolojik mi, yoksa bir sorun mu var netleştirmem lazım.
![]() |
| Aşağıdaki kelebekten çıkan notum |
![]() |
| Kızımın benim için kreşte hazırladığı doğumgünü kartım |

Doğumgünümden sebeplenen bir cüce var karşınızda. Forumda süpriz yapıp,hediye yollamayı seven bir arkadaşım var benim. Başkasını mutlu edince, mutlu olan kendi güzel, yüreği güzel Neslihanım var. Unutmamış Ece me de hediye yollamış ve Ece hanımın gönlünü kazanmıştır kendisi. İşte kelebekli saatimiz. Seni çok seviyorum Nessim.
Ve sırada benden pek geçerli not almayan, ama kesin yapım hatası olan elma cipslerine. Calliou efendide duydum ben elma cipsini. Deneyelim bakalım neye benziyormuş dedim. Dün burada toz fırtınası vardı, çakıldık kaldık evde. Hiç şikayetim yoktu. Çünkü evde olmayı seviyorduk biz ailecek. Elma cipslerini denemek için güzel fırsattı. En azından kızımın ne yediğini bilecektim. Bizim evde cipse karşı zaafı olan bir baba - kız var da.
Üç küçük yeşil elmayı bıçakla ince ince dilimlemeye çalıştım. Üzerine göz kararı şeker serptim ve de tarçın. Yağlı kağıt konmış tepsiye dizdim. 100 derecede bir saatten fazla kaldılar fırında. Ara sıra çevirdim elmaları. Ne kadar ince dilimlersen, o kadar çabuk kavuşuyorsun ciplesirine. Pişerken evi harika bir koku kapladı. Cipslerimiz çıtır çıtır oldu ama tadında bir gariplik vardı. Bence elma seçimim yanlıştı. Çünkü hiç şekerli olmamıştı ve ekşimtırak elma pişince pek nahoş olmuştu. Bence sarı ya da amasya elmasıyla denenirse daha güzel sonuç elde edilir. Ve belki de şeker miktarı biraz arttırılırsa.

Üç küçük elmadan bir fırın tepsisi doldu ama sonuç olarak küçük bir tabak elma cipsimiz oldu. Ve hepsi de yendi bitti. Tekrar deneyeceğim kesinlikle.
Sağlıklı haftalar.


















