22 Haziran 2018 Cuma

Bayram, Tatil , İzmir , Seçim

Ece'nin bayram tatili bugün sona eriyor. Annemlerle birlikte İzmir'e gitmişti. İlk defa bayramı ayrı geçirdik. Normalde dün döneceklerdi ama mitinge katılmak için bilet tarihlerini değiştirdiler.

Dün o atmosferi ben de solumak isterdim.


Haftasonu hepimizi çok önemli bir seçim bekliyor. Nolur oylarınızı kullanın. Bence artık bişeyler değişmeli. Ülkenin üstündeki kara bulutlar dağılmalı. Aydınlık bir gelecek için, çocuklarımız için sen de oyunu kullan. Ama önce iyice bir düşün lütfen.  Hastalıklı bir ülke haline geldik. Yeniden ayağa kalkabiliriz bunu unutma. Bizim millet ruhumuz var, kenetlenmelerimiz var. Ülkemiz için hayırlı bilgili, görgülü, üreten, adil, demokrat biri gelir inşallah.

Haydi iyi hafta sonları.

21 Haziran 2018 Perşembe

Bir Aamir Khan Filmi : DANGAL

Oldum olası sevmişimdir Aamir Khan filmlerini. İlk önce Taare Zameen Par ile başladı hayranlığım. Sonra 3 Idiots, P.K., Ghajini... Her filmi ayrı bir toplumsal mesaj içeriyor. Hem güldürüp, hem düşündürüyor.

Dün de uzuuun zaman aradan sonra film izleme fırsatı buldum. Blogların birinde görmüştüm bu filmi. İçinde Aamir Khan varsa kesin güzeldir dedim.

Film 2:40 dakika ama nasıl akıp gidiyor anlamıyorsunuz bile.  Tam bir aile filmi. Zamanında Hindistan'da güreş şampiyonu olmuş ve tek amacı olimpiyatlarda ülkesine birincilik kazandırmak için bir oğlunun olması. Ama Mahavir'in dört kızı oluyor.  Hayalini de sandığa kaldırıyor. Ta ki birgün kızları sokakta kavga edip erkek çocuklarını dövene kadar. O zaman anlıyor ki, neden hayaline kızlarıyla ulaşmasın ki? Kız çocuklarının erkek çocuklarından ne eksiği var ki? Gerçek bir hayat hikayesi sizi bekliyor. 

- Kızlarının dövüşmesinden ve saçlarının kısacık kesilmesinden hoşlanmayan anne: kızlarımı artık kimse beğenmeyecek, onlarla kimse evlenmek istemeyecek diyor.
Baba: Kızlarım ilerde çok başarılı olduklarında, erkekler değil, kızlarım kimle evlenmek istediklerine karar verecekler, diye cevap veriyor.

- Gümüş madalya alırsan birgün unutulursun ama altın madalya alırsan sadece sen kazanmayacaksın. Tüm Hindistan kızları kazanmış olacak.

- Tanrı bize ne biçim bir baba verdi. Sabah 5 te kalkıp antrenman yapıyoruz. Çok yoruluyoruz diye şikayet ettiklerinde, keşke tanrı bana da böyle bir baba verseydi der düğününe gittikleri arkadaşları. En azından sizin ki baba gibi davranıyor benim ki ise beni evden yeter ki göndersin diye evlendiriyor.

Gibi çok güzel mesajlar içeriyor film. Ece tatilden geldikten sonra ona da izleteceğim.
Kesinlikle tavsiye ederim. İyi seyirler.


12 Haziran 2018 Salı

Sarı Papatyam

Meleğim,

Dört sene önce bugün katıldın hayatımıza. Güzel yüzlüm, boncuk gözlüm; sen evimizin neşesi ve aynı zamanda Çaki'si oldun. Bu sene kreşe başladın ve bu senin için verdiğimiz en güzel karardı. Hala babana aşırı düşkünsün. Ece nin biricik kardeşi ama aynı zamanda kabususun. Ablan senden korkuyor cadı. İstese o da senin canını yakar ama kıyamıyor sana bilesin. Dışarı çıktığımızda eğer baban yoksa kilometrelerce yürürken, baban varsa ayak ağrıların baş gösteriyor, ne hikmetse :)



Hala çok zırtıllıyorsun, istediğin bişey yapılmadığında elindekileri fırlatıyorsun. Telefonda saçma videolar izlemeye bayılıyorsun. Kahvaltıyı sevmiyor, yemek seçiyorsun. Ece ablana hiç benzemiyorsun. Ne huy ne görünüş. Görenler hala kardeş olduğunuza ve benim senin annen olduğuma inanamıyor.

Müziği ve dansı çok seviyorsun. Baban da senin dans etmen gerektiğine inanıyor. İçinde bir kurtçuk var sanki, kıpır kıpırsın. Düz yürümeyip, zıplayarak ya da koşarak gitmeyi tercih ediyorsun. Yatmadan önce ayak masajı hala vazgeçilmezin. Tarkan'ın Beni Çok Sev  ile Yine Yol Göründü Gurbete şarkıları favorilerin. Kreşte en sevdiğin arkadaşın Asya, en sevdiğin meyve porkatal :)

Güzel kızım, dilerim hayatında sağlık , başarı, mutluluk, huzur, neşe hiç yakanı bırakmasın. Kötüler ve kötülükler senden uzak dursun, zorluklar senden korksun. Kendini hep sev, hep güven kuzum. Hayat çok zor ve unutma ki biz hep senin yanında ve arkandayız.

İyi ki doğdun  Meleğim.
Seni çok seviyoruz.

11 Haziran 2018 Pazartesi

Varan 2 - Evde Kutlama

Allahım nasıl bir haftasonuydu. Üzerimden çöp arabası geçmiş gibiyim. Hala yorgun ve halsiz. Cumartesi sabah kahvaltı sonrası hastane yollarına düştük.  Görünmem gereken doktorlar vardı. Gitmişken Ece nin boynunda kaşınan yeri de gösterince mantar olduğunu anladık. Sinüziti de varmış oh ne güzel. Öğlene kadar işlerimizi hallettik.

Sonrasında market alışverişi ve mutfağa giriş. Başlasın hazırlıklar. Haco hala erken geldi de çocukları oyaladı neyse ki.

Parti için zamanlamayı kötü seçmişim, çünkü hemen hemen herkesin bir planı vardı. Amcamız, halamız gelemedi. Gelemeyenler kesin bana daha sonra misafir olarak dönecekti  :) Babamlar geç katıldı. Kayınpeder daha da geç katıldı. Parti geç başlayınca, hiç gelemeyecek olan kardeşim bile katılabildi gece yarısı olmadan. Mumları geç üfledik. Ela yine eğlendi. Çünkü yine en sevdiği elbisesini giymişti. Daha ne olsundu. En sevdiği kuzeni gelememişti ama yapacak bişey yoktu. Diğer kuzeni Alin ile kavgasız geçirebildiler akşamı en azından.  Kayınvalidem sessizdi, kesin bişeyler vardı. Ve ben yorgunluktan ölüyordum. Çok özeniyorum doğumgünlerini ya da başka kutlamaları dışarıdaki mekanlarda kutlayanlara. Eşim ise hiç hoşlanmıyor. Samimi gelmiyormuş, tövbe tövbe.


Pazar günü sabahtan evi topladım. Her yer sim olmuştu Ela nın kostümünden dolayı. Ve ben yorgunluktan ölüyordum. Neden pazar gününe ertelemiyorsunuz sorusunun cevabı buydu aslında. Çünkü kutlama sonrası ev kalkıp oturuyordu ve onu eski haline getirmek için ertesi günün tatil olması gerekiyordu. Öğlen uyumuşum ve ben kanepede uyumayı çok özlemişim. Ama sarhoş gibiyim. Öğleden sonra kızları biraz avm ye götürdük döndüğümüzde ben yorgunluktan ölüyordum.

Haftasonu bitsindi artık. Şimdiye kadar kutladığımız en kötü doğumgünüydü sanırım. Neyse ki kreşte kutlamıştı kuzum da bu beni biraz rahatlatıyordu.

İşte bir doğumgününün daha sonuna geldik. Oysa daha doğmadık bile.
Sağlıkla mutlulukla kutlanacak nice doğumgünlerine :)

5 Haziran 2018 Salı

Kutlamalar Başlasın!

Efenim bizim soyumuz taa Victorialara dayandığından, tek kutlama kesmez bizi. Serde prenseslik var ne de olsa. Kaç ay öncesinden aldık elbisesini. Elsa da Elsa. Ne prim yaptı Elsa bu arada. Gelene gidene gösterdi elbisesini. Evin her yanı sim oldu ama olsundu önemli olan onun mutluluğuydu. Geçen ay da parti malzemelerini aldık.  Sıra geldi ikramlara. Sarma istiyormuş hanımefendi. Verdik siparişi anneanneye. Patlamış mısır da tamam. Bir çeşit kurabiye de yaptık mı oldu bu iş.

Normalde 12 si olan doğumgünümüzü karne öncesine aldık. Çünkü  karnelerden sonra çoğu öğrenci yaz tatiline ayrılacakmış. Diğer sınıflarla birleştirilecekmiş kalan öğrenciler. Biz de öyle olmasın, kendi sınıfıyla kutlasın diye erkene aldık partimizi. Kaç aydır geriye sayım yapıyorduk zaten, erken olması kuzumun işine gelirdi.

Pazartesi izin aldım, evdeki temizlik için. Ece yi anneanneye bıraktım çünkü temizlikten hoşlanmıyormuş evladım. Sanki ben bayılıyorum. Derken pazar gecesi kabusum oldu. Ela nın burnundan iki kere kan geldi. Sabaha kadar ne senaryolar, planlar döndü durdu beynimde. Doğumgününü iptal etsem mi, yardıma gelen ablayı iptal etsem mi, annemi arasam başında mı duysaydı....

Kızımın beklediği gün gelmişti. İptal etmeyecektim hiçbir şeyi ama motoru takacaktım. Abla işi erken bitirecekti, parti biter bitmez de soluğu hastanede alacaktık. Görünürde bişey yoktu , tahlil verdik, tansiyon ölçtürdük. Geç gittiğimiz için sonuçları alamadık. Hatta burun kanamasına o kadar odaklanmıştım ki, parmağındaki iyileşmeyen dolamayı göstermek aklıma bile gelmedi. Sonra da onun için kızdım kendime.

Tahlillerde burun kanamasını tetikleyen bişey çıkmadı şükür. Pıhtılaşmaya bakıldı, hemograma bakıldı sonuç iyiydi. Ama demirimiz eksikmiş. Takviye verildi. Kılcal damarları daraltsın diye pomad ve bir fısfıs. Bir daha kanarsa da kbb ye yönlendirip lazerle yaktıracakmış. İnşallah gerek kalmaz.

Dönelim partiye. Kuzum çok eğlenmiş. Anlata anlata bitiremedi. Hepsi sarmalara saldırmış. Annemle babamdan allah razı olsun. Pinyatayı Ela patlatmış. Dans etmişler derken varan - 1 TAMAM.

Darısı cumartesi günü evde kutlayacağımız doğumgününe. Onu da atlattık mı tamamdır.


Haydi herkese iyi haftalar.


1 Haziran 2018 Cuma

Mayıs - 3 Yıl Sonu Gösterisi

Mayıs bitti ama Mayıs ayının icatları bitmedi.

Ela Hanımın yıl sonu gösterisi var daha kayıtlara geçmesi gereken. Çok fazla ek derse katılmıyor Ela kreşte. Sadece zumba kursuna gidiyor. Dolayısıyla yıl sonu gösterisinde toplu koro ve zumba gösterisinden başka bir sunuma katılmayacak.

Ramazandan dolayı bütün okullar gösterilerini yetiştirme yarışındaydı ve hepsi hafta arasındaydı. Dolayısıyla tüm bu etkinlikler hep birer saat erken çıkmamı gerektirdi.

Ece'nin ilk gösterisini hatırlıyorum da, salya sümük izlemiştim. Şimdi artık sadece gözlerim doluyor :)
Ben cep telefonuyla yapışık yaşayan biri olamadım. Bir ara videoya çekmeye çalışırken kızımı izlemeyi kaçırdığımı farkettim. Hemen kapattım telefonu ve gösterinin tadını çıkarmaya başladım. Müziğe eşlik ettim, güldüm onların komik hallerine, alkışladım. Dolayısıyla çok fazla fotoğraf ve video çekemedim.






Mayıs ayı yıl sonu gösterisiyle son bulmadı. Ayın 26 sında Uras'ın doğumgününü kutladık.



Daha sonra 28 inde Ece'nin okulda Midas'ın Eşek Kulakları adlı tiyatro gösterisi vardı.  15 dk olsa da güzel bir gösteriydi. Eskişehir turunda, Beypazarı'na giderken geçmiştik Gordion antik şehrinden. Midas'ın tümülüsünün yanından. Ece bu tiyatro oyunundan dolayı tüm efsaneyi biliyordu. Seviyorum çocukların böyle sanatsal etkinliklere katılmasını, sunmasını. Özgüvenleri gelişiyor bana göre. Hatta bazen patlıyor.



Şimdi Haziran ayının etkinliklerinde, karne ve doğumgünleri var. Bir de şu temizlik listesini kafamdan çıkardım mı benden iyisi yok.

Telefonumdaki not listeleri; haftasonu yapılacaklar, marketten alınacaklar, gidilecek yerler, doğumgünü menüleri diye uzayıp gidiyor.

Herkese iyi hafta sonları.
Sağlıcakla kalın.

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Mayıs - 2 Mezuniyet

Gelelim Mayıs ayının bir sonraki etkinliğine. Mezuniyet.

Ela'nın doğduğu yaz. Ablamızın ilkokula başlayacağı dönem, hangi öğretmene göndersek, ne kadar bağış (!) yapsak, torpil bulsak derken bitti gitti 4 sene. Okula başladığımız sene tanışmıştık ürtikerle. Kardeşinin doğması mı, okula başlaması mı ya da başka bişey mi hala anlamış değilim.

Öğretmenimizle yıldızımız çok barışmadı. Çok ödev veren, çocuklara soluk aldırmayan bir öğretmene denk geldik. Ve maalesef tavsiye üzerine biz seçtik bu öğretmeni. Hatta son sene Ece ile öğretmeni arasında bir gerginlik bile oldu. Ece artık ergenlikten midir nedir, ağzından çıkanı kulakları duymuyor.

Hiç bir zaman ödevlerini yapmadan gitmedi. Çok takıntılı bu konuda. Bizi de çok yordu. Öğretmeni gibi Ece de mükemmeliyetçiydi. Dedim ya sevmekten çok, öğretmenden çekindiğindendi sanırım bu kadar titiz davranması. Bazı ödevleri sırf veliler içindi. Çocuklara ya da mesleğine aşık bir öğretmen değildi bizimki.  Lafını hiç esirgemedi. Ya da yıllarca yaşadıkları, karşılaştıkları onu bu hale getirdi. Neyse bu sene devlet okulundan, özel okula geçiş yapıyormuş. Son kurbanları bizimkiler oldu. Ece'ye isterse öğretmenini değiştirmeyi teklif etmeme rağmen , kabul etmemişti.

Öğretmenimizi hep yermek olmaz. Çünkü o Atatürk'ü seven bir öğretmen. Ve bunu çocuklara sürekli anlattı. Onun yolundan ilerlemeleri gerektiğini, ona layık, izinden giden çocuklar olmasını öğretti. Çok güzel sorumluluklar yükledi ve sorumluluklarını yerine getirmelerini sağladı. Hakkını inkar etmeyeyim.

Ayın 9 unda mezuniyet gecemiz vardı. 3 şube bir arada kutlayacaklardı. Bir düğün salonuyla anlaşılmıştı. Yemekli falan olacaktı. Ben hem düğünde hem mezuniyette giysin diye sade bir elbise almıştım Ece'ye. Meğerse gelinlik, abiye elbiselermiş mezuniyetin şanına yakışan. Saçımızı fönlettik, aksesuar olarak da bir dizi boncuk taktık saçımıza, bir de parlatıcı sürdük o kadar.

Salona girince kızımın ne kadar sade olduğunu farkettim. Ama yine de bana göre en güzeli oydu ve işin en güzel tarafı Ece halinden çok memnundu. Makyaj yapan kızlar, topuklu ayakkabılar, topuzlar derken kızlar yarış içindeydi. İlkokulda bile varmış şıklık yarışı :)

Gelinlikler arasında elbisemizin sadeliği
Organizasyon kötüydü, Öğretmenimiz hastaydı, eğilip çocukları öpemedi bile mezuniyet belgelerini verirken. Hatta sınıfta bir ders çocukları çalıştırmış nasıl sarılacakları konusunda.  Kepleri havaya fırlattıkları an en güzeliydi.

Gülen gözlerin güzelliği






Şimdi yeni telaşlar bizi bekliyor. İlkokulda yaşadıklarımız belki de çok komik kalacak yaşayacaklarımız karşısında. Devlet okulu ama hangisiyle devam edeceğimizi bilmiyorum. Koleje güç yetmiyor.  Ama belki patronumuz bir jest yapar bize :)



Artık okula gitmiyor. Evde tek takılıyor cadı. Benim zamanımda hayatta öyle bir seçeneğim yoktu. Hastayken bile okula yollardı annem.
Karnemizin heyecanını yitirmemesi için e-okuldan bakmıyorum.

Güzel kızım,  dilerim hayatın boyunca hep mutlu olursun. Kendini sev nolur. Ve sen inanırsan, gerçekten istersen yapamayacağın bişey olmayacağını unutma. Elbette zorluklar, engeller, egolar çıkacak karşına. Ama bunlar seni yıldırmasın. Biz sana güveniyoruz ve her zaman, her konuda, her kararında arkandayız bunu unutma. Başarıların daim olsun. Güzel yüzün hiç solmasın Meleğim.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...